Turizm Belgesi – ANK.KURUM.DANIŞMANLIK

ATATÜRK’ÜN ÇANAKKALE’YE İLK GELİŞİ

Atatürk’ün Çanakkale’ye ilk gelişi, bilindiği gibi, Kurtuluş Savaşından öncedir.
20 Ocak 1915′te, Tekirdağ Bölgesi’nde yeni kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na tayin edildi. Atatürk, kısa sürede bu tümeni kurmuş, 25 Şubat 1915′te, savaşlara katılmak üzere Eceabat’a gelmiş, burada ikmal yaptıktan sonra 18 Nisan 1915′te Bigalı Köyü’ne gelerek bir köy evini karargah yapmıştı.

Bir Hafta sonra savaş başlamış, Atatürk, Conkbayırı ve Arıburnu’nda üstün düşman kuvvetlerine karşı, taarruz ve savunma savaşları yaparak, kahramanlığı, cesareti ve kazandığı zaferlerle bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamış, 1 Haziran 1915′te albaylığa yükseltilmişti.

8 Ağustos 1915′te Anafartalar Grubu Komutanlığı’na getirildikten hemen sonra Conkbayırı’nda düşmanı denize dökmüş, Çanakkale’yi bir kere daha kurtarmıştı. Çanakkale Zaferi’nden sonra, bir kahraman olarak 10 Aralık 1915′te İstanbul’a döndü.

CUMHURİYET SONRASI
Atatürk’ün Cumhuriyetin ilanından sonra, Cumhurbaşkanı olarak Çanakkale’ye gelişleri, 1 Eylül 1928 tarihine rastlar.

Sonraki Gelişler:

Atatürk, Çanakkale’ye 14 Temmuz 1933 Cuma günü bir daha gelmişti. Vali, Belediye Başkanı ve Çanakkale ileri gelenleri ile bir süre görüştükten sonra, o akşam Yalova’ya hareket etti. Atatürk, 14 Nisan 1934 günü saat 19.00′da Çanakkale’ye tekrar geldi.

Son olarak da Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte yurt gezisine çıkmışlardı. 25 Haziran 1934 sabahı otomobillerle Biga üzerinden Çanakkale’ye hareket ettiler. Saat 15.50′de Çanakkale’ye giriyorlardı. Karşılama töreni çok parlaktı. Atatürk, burada Rıza şah Pehlevi’ye Çanakkale Savaşları konusunda bilgi verdi. Saat 19.15′te iskeleye yanaşan Gül Cemal Vapuru, Atatürk’ü ve konukları İstanbul’a götürdü.





BARTIN KÜLTÜR VE TURİZM

Genel

Bartın, 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı seçkin tarihi, kültürel ve folklorik değerleri ile olağanüstü güzellikler sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir cazibeye sahiptir.

Tarihi “Paphlagonia” bölgesindeki antik kentlerden Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir. Antik değerlerin en fazla görüldüğü antik kent Amasra’dır. Günümüzde, Bartın turizminde ilk akla gelen; Kültür ve deniz turizmidir. Kültür turizminde; özellikle Amasra’daki antik varlıklar, Deniz turizminde ise; son yıllarda ilgi çeken ve yoğunluk yaşayan İnkumu, Amasra ve Çakraz önemli turistik değerlerdir.

Bartın, halk kültürünün vazgeçilmez öğeleri açısından seçkin bir yere sahiptir. Yöre insanı, toplumsal değişimden etkilenmekle birlikte gelenek ve göreneklerini, halk oyunları ve müziğini, giyimini, el sanatlarını, mutfak kültürünü ve yöresel şiveyi günümüze taşımasını bilmiştir. Bu folklorik değerleri; dostluk ve sevecenlik, dayanışma, mizah ve eğlenceyle, kısaca; özgün yaşamıyla bütünleştirmiştir. Gelenek ve göreneklerin en çarpıcı örnekleri, Garıla Pazarı ile uzun yıllar anılarda yaşayıp dilden dile dolaşan Bartın düğünleri ve topluca kutlanan Dini Bayramlarda görülür.

İnanışlar, gemi atması töreni, yöresel giyim-kuşam, el işlemeleri, telkırma, dokumacılık, ağaç oymacılığı ( çekicilik ), gemi yapımcılığı, taş sac yapımı, yöre mutfağı, yerel etkinlikler ve kutlama günleri gibi aktiviteler ve sosyal ögeler Bartın canlı kültür hayatının vazgeçilmez parçalarıdır.

Kültür Turizmi

Amasra’da; Müze, Kale, Kuşkayası Yol Anıtı, Yeraltı Galerisi ve Kiliseler (Fatih Camii ve Sanat Evi) ile Roma Meclis Sarayı (Bedesten) kalıntıları,

Merkez ilçede; Aya Nikolas Kilisesi (Kültür Evi), Höyükler ile Osmanlı dönemi eserlerinden Camiler, Köprüler, Hanlar, Hamam ve Ahşap Bartın Evleri,

Kurucaşile’de; Kromna kenti kalıntıları olan Tekkeönü kalesi, Mahzen ve Galeri ile Yedikuyular,

Ayrıca; Folklorik değerler ve Yöre mutfağı, Geleneksel El Sanatlarından 400 yıllık bir geleneği yansıtan Ahşap Yat ve Tekne yapımcılığı, Amasra’da Ağaç işleri (Oymacılık- Süsleme) ve Merkezde Tel Kırma ürünleri.

Deniz Turizmi

İnkumu, Amasra ve Çakraz plajları,

Günübirlikçiler için; Kızılkum, Mugada, Hatipler, Güzelcehisar, Göçkün, Akkonak, Çambu, Karaman, Tekkeönü, Kurucaşile ve Kapısuyu plajları.

Doğa Turizmi

Küre Dağları Milli Parkı, Yaylalar (Uluyayla, Gezen ve Ardıç yaylaları), Gezi Alanları (Şelaleler ve Trekking Alanları), Gürcüoluk Mağarası, Güzelcehisar Lav Sütunları, Sportif Turizm Alanları

Kültürel ve Folklorik Değerler

Bartın sınırları içindeki Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) tarihi “Paphlagonia” bölgesindeki önemli antik kentlerdendir. Amasra, antik değerlerin en fazla görüldüğü kenttir.

Bartın merkezinde; Kemal Samancıoğlu Etnografya Müzesi,700 civarında etnografik eser barındırmaktadır. Fırınlı Kalesi, Çeştepe Höyüğü, Manastırtepe Tümülüsü, Manastırtepe Nekropolu, Deveciler Tümülüsü, Sivritepe Tümülüsü, Durnuk Kaya Mezarları, Güzelcehisar Lav Sütunları ve Kale kalıntıları, Halilbey, İbrahim Paşa, Hacı Mehmet, İkramiye ve Şadırvanlı Camileri, Eski Kilise (Kültür Evi), Taşhan ve Okurhan, Kemer ve Orduyeri Köprüleri, Şadırvan, Osmanlı Hamamı, Kütüphane Binası, İstiklal İlkokulu Binası, Belediye Binası ve Kırtepe Çeşmesi önemli tarihi değerlerdir

Amasra ilçesinde; Ön Asya’da tek olan Kuşkayası Yol Anıtı, Amasra Kalesi; giriş kapısı, sur ve teras duvarları ile toplam 12 adet kale burcu, Kale üzerindeki armalar, Kilise (Fatih Camii), Chapel (Kültür Evi), Yeraltı Galerileri, Oyma Mağaralar ve Bedesten kalıntıları, akropol ve nekropol, Boztepe Mahallesi ve Ada Kütlesi, Kaleiçi Mahallesi, Bedesten Mevkii, Tavşan Adası, Tekketepe Mevkii, Direklikaya, Küçük Liman Antik Rıhtım ve Nekropol Alanı, Sanat Evi (Küçük Kilise), Tavşan Adası, Manastır Kalıntısı, Boztepe Mabet Kalıntısı, Roma Dönemi Köprüsü ve Su Kemeri, Şehir Hamamı, Kaymakamlık Lojmanı ve Bahriye Mektebi (Müze Binası), antik kentin görünen yüzleridir. Tiyatro (5000 kişilik), Forum, Şeref yolu, Yeraltı Çarşısı, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.

Kurucaşile ilçesinde: Tekkeönü kalesi ve kale içindeki Hisarkale Mahzeni, Ulus ilçesinde; Hasandede Türbesi, Şimşirli Baba Camii ile Mirzaşah (Ağa Köyü), Karahasan ve Kırktepeler (Abdipaşa) Höyükleri ile Bartın Merkezi, Amasra ve Ulus’taki sivil mimari örneklerinden Bartın Evi (Tescilli konut) önemli tarihi değerlerdir.

Doğal Değerler

Bartın, doğanın armağanı olağanüstü güzellikte ve zengin doğal değerlere sahiptir. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın “Dünyadaki 100, Ülkemizdeki 9 Sıcak Noktadan Birisi” olarak nitelendirdiği Küre Dağları Milli Parkı; kültürel ve folklorik özellikleri, büyüleyici doğal peyzaj, biyolojik çeşitlilik ve zengin yaban hayatı gibi görülmeğe değer öğeleri eşsiz bir manzara bütünlüğü içinde sergilemektedir.

İlimizde, birbirinden ilginç ekolojik değerler doğa turizminde birçok aktiviteye olanak sağlamaktadır. Görünümleri son derece güzel ve renkli doğal oluşumlarıyla Gürcüoluk Mağarası, 80 milyon yıllık doğal anıt niteliğindeki Güzelcehisar lav sütunları, doğa harikası yaylalar ile nitelikli peyzaj değerlere (şelale ve kanyonlar) sahip dağ ve doğa gezi alanları, doğa turizminde öne çıkmakta ve Bartın’ı bölgenin cazibe merkezi konumuna taşımaktadır. Ayrıca; yat ve suüstü sporlarına olanak sağlayan ırmak ile doğa sporları parkurları, foto safari ve kuş gözlemciliği gibi sportif aktiviteler, diğer önemli turizm faaliyetlerdir.Deniz turizmi içinde değerlendirilebilecek 59 km.lik kıyı kesiminde çoğu bakir olan plajlar; deniz- güneş-kum turizmi yanında yat ve su sporları için de önemli aktivite alanlarıdır.

Değerlendirilebilir Kaynaklar

Kültür Turizmi: Tarihi Paphlagonia bölgesinde en eski yerleşim merkezlerinden olan ve özellikle ülke ölçeğinde köklü bir turizm geleneği bulunan Amasra‘da, turizmde yeterli düzeyde kullanılamayan mevcut kaynaklar ile henüz açığa çıkarılamayan zengin antik değerler; Bartın genelinde Osmanlı Evleri, El Sanatları (Ahşap Yat ve Tekne, Hediyelik Eşya, Tel Kırma vb.) ve diğer folklorik özellikler kültür turizminde değerlendirilebilecek kaynaklardır.

Deniz Turizmi: Bartın’ın olağanüstü güzellikler sergileyen kıyı kesiminde henüz bakir durumda bulunan ve günübirlik kullanıma açık plajların daha aktif kullanımına yönelik olarak sosyal donatı ihtiyaçlarının giderilmesi ve konaklama tesisleri yatırımlarının teşviki gerekmektedir.

Irmak Turizmi: İlimizde Bartın ırmağı; gerek debisi ve akış hızı ve gerekse çevresindeki doğal peyzaj ile önemli bir kaynaktır. ALTINIRMAK- GÜMÜŞ DENİZ TURLARI’nın başlangıç noktası olup, su bisikleti ve sandal gezileri ile kürek yarışları gibi aktivitelere olanak sağlamaktadır.

Yayla Turizmi: Bartın‘da; Uluyayla, Ardıç ve Gezen yaylaları olağanüstü güzellikler sergilemektedir.

Kış Turizmi: Yayla turizminde değerlendirilebilecek Uluyayla, Ardıç ve Gezen yaylaları, aynı zamanda kış turizmi için de önemli bir potansiyeldir.

Dağ Ve Doğa Turizmi: Kastamonu – Bartın Küre Dağları Milli Parkı; doğal potansiyeliyle önemli bir cazibe merkezidir. Ayrıca ilimiz; şelale, kanyon ve birbirinden ilginç peyzaj değerleriyle beğenilen Gezi Alanlarına sahiptir.

Çadır Ve Karavan Turizmi: İlimizde, yaylalar ve bakir koyların bulunduğu sahil kesimi doğal güzellikler içinde Çadır ve Karavan Kampı için ideal ortamlar sunmaktadır.

Çiftlik Turizmi: İlin iç kesimlerinde ve özellikle yaylalara yakın alanlarda yer alan köyler, Çiftlik Turizmi yatırımları için ideal özellikler taşımaktadır.

Mağara Turizmi: İlimizde, varlığı bilinen yaklaşık 100 adet mağaradan birçoğu turizmde değerlendirilebilecek niteliktedir. Bu mağaralarla ilgili gerekli araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Av Turizmi: Bartın, Kara avcılığına uygun alanlarıyla beğenilmektedir.

Yat Turizmi: Bartın’da, Bartın ırmağı (Yalı mevkii), Amasra Antikliman ve Balıkçı Barınakları; yat turizminde değerlendirilebilecek özellikler taşımaktadır.

Kongre Turizmi: “Ülkemizde turizmin başladığı yer” olarak bilinen Amasra; son yıllarda Kongreler için Üniversitelerimizden yoğun talepler almaktadır. Bartın ve özellikle Amasra’da Kongre salonları ihtiyacı bulunmaktadır. İlimiz; kültürel ve doğal potansiyeliyle yaşadığı turizm hareketliliğini, yakın bir gelecekte bu tür organizasyonları gerçekleştirerek daha da artıracaktır.

Tescilli Kültürel ve Doğal Varlıklar

Arkeolojik Sit Alanları.

Bartın Merkez İlçe:

Fırınlı Kalesi (Fırınlı Köyü)
Çeştepe Höyüğü (Çeştepe Köyü)
Karasu Höyüğü (Karasu Köyü)
Manastırtepe Tümülüsü 1. ve 3. derece (Akgöz ve Kocareis Köyleri – Durnuk Mevkii)
Durnuk Kaya Mezarları 1.derece (3 Adet) (Durnuk Mevkii)
Manastırtepe Nekropol Alanı 1. derece (Durnuk Mevkii)
Deveciler Tümülüsü 1. derece (Kayadibi Çavuş Köyü)
Sivritepe Tümülüsü (Kayadibi Köyü, Çavuş İlit Sivritepe Mevkii)
Güzelcehisar Suuçuran Mevkii 1. derece)
Arıt Kaya Odaları ve Su Sarnıcı (Ceneviz, M.S.13. yy. – Arıt Dağı üzerinde)
Amasra İlçesi:

Boztepe Ada Kütlesinin üst kısmı 1. derece
Boztepe Mahallesi, 3. derece
Kaleiçi Mahallesi, 3. derece
Bedesten Mevkii, 3. derece
Tavşan Adası 1. derece
Tekketepe Mevkii 3. derece
Nekropol Alanı (T.T.K Lojmanları altı – Amasra Mezarlığı sınırına kadar) 3. derece
Direklikaya 3. derece
Küçük Liman Antik Rıhtım 2. derece
Belediye Lojmanlarının bulunduğu alan 2. derece
Günümüz Mezarlığı T.T.K. girişine kadar 2. derece
T.T.K. hizmet binalarının bulunduğu alan bedestene kadar 3. derece

Kentsel Sit Alanları

Bartın Kent merkezi: İtfaiye binasından Kemerköprüye kadar olan alan (Orta Mahalle, Kırtepe Mahallesi, Demirciler Mahallesi, Kemerköprü Mahallesi).

Doğal Sit Alanları:

Bartın Merkez İlçe: Kent merkezi -Irmak kenarı boyunca ( iki kenardan 50’şer metre) 1. derece, Güzelcehisar Köyü Suuçuran Mevkii ile Güzelcehisar Burnu arasındaki kıyı bandı 1.derece

Amasra İlçesi: Tavşan Adası 1. Derece, Boztepe ada kütlesinin üst kısmı 1. Derece, Çakraz Göçkündemirci Köyü kıyı şeridi ve köy yerleşmesinin 1 km kuzeyinde Yalı Mevkiindeki koy 1. Derece, Çakraz Bozköy kıyı şeridi 1. Derece, Çakrazşeyhler Köyü kıyı şeridi 2. Derece, Gürcüoluk Mağarası

Ulus İlçesi: Ulukaya Köyü Ulukaya Şelalesi 1. Derece, Hasandede Türbesi çevresi 1. Derece

Taşınmaz Kültür Varlıkları (Tekyapı Ölçeğinde)

Bartın Merkez İlçe

Dinsel ve Kültürel Yapılar: Halilbey Cami (Yukarı), İbrahim Paşa Cami (Orta), Merkez Cami (Aşağı), Hacı Mehmet Camii, İkramiye Camii, Taş Han, Dervişoğlu Hanı (Okur Han), Eski Kilise (Kültür Evi), İlkokul Binası (İstiklal), Kütüphane Binası, Belediye Binası, Şadırvan, Hamam, Çeşme, Orduyeri Köprüsü, Kemer Köprü, Ulupıınar Değirmeni-Abdipaşa

Sivil Mimarlık Örnekleri: Bartın Merkez ilçe sınırları içinde 258 adet tescilli Ahşap konut bulunmaktadır.

Amasra İlçesi.

Askeri Yapılar: Sit kapsamındaki Askeri yapı, Amasra kalesidir.

Boztepe Mahallesi Sormagir bölümünde; doğu, kuzeydoğu ve güney sur ve teras duvarları, duvar kalıntıları, 12 adet kale burcu,

Zindan Mahallesindeki Zindan bölümünde; kuzey sur duvarları, hisardibi, iç ve dış kale sur duvarları, duvar kalıntısı ve kapı ile dış kale surları üzerinde kale burcu.

Dinsel ve Kültürel Yapılar: Manastır Kalıntısı (Tavşan Adası), Mabet Kalıntısı (Boztepe Mahallesi), Kilise Yapı Kalıntısı (Boztepe Mah.), Kaymakamlık Lojmanı (Zindan Mahallesi), Fatih Camii (Eski Kilise- Zindan Mahallesi), Kültür ve Sanat Evi (Küçük Kilise- Kuledibi), Bahriye Mektebi (Müze Binası), Kemerli Yapı (Bartın Şosesi yakınında), Tiyatro Kalıntısı (Mezarlık içinde), Gymnasium (Bedesten), Roma Dönemi Köprüsü (Bedesten Mevkii), Roma Dönemi Su Kemeri (Cevizlik Vadisi),Kuşkayası Yol Anıtı (Askersuyu Mevkii), Şehir Hamamı (Kum Mah), Hamam (İskele Cad. Hamam Sk.)

Sivil Mimarlık Örnekleri: Amasra ilçesinde 13 adet tescilli Ahşap ve Taş yapı bina bulunmaktadır.

Kurucaşile İlçesi.

Askeri, Dinsel ve Kültürel Yapılar: Tekkeönü Köyü, Ceneviz kalesi kalıntıları, Tekkeönü Köyü, kale içinden denize kadar uzanan dehliz ve kayakuyuları (7 adet)

Ulus İlçesi.

Sivil Mimarlık Örnekleri: Bartın’dakilerle eşzamanlı ve benzerlik taşıyan 12 adet tescilli Ahşap konut bulunmaktadır

Kocagöz Konağı (İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce Restorasyonuna başlanmış, 2007 yılında Restorasyonu tamamlanmak ve Etnografya Müzesi ve El Sanatları İşleme Merkezi olarak hizmete açılmak üzere Ulus Kaymakamlığı’na devredilmiştir.)

Dinsel ve Kültürel Yapılar: Hasandede Türbesi – Camii /Ulus-Merkez, Şimşirli Baba Camii, yanındaki Şimşirli Baba’nın mezarı, Tebrizli Şemseddin Efendinin mezarı ve Çeşmesi /Ulus-Kalecik köyü ( Tescil işlemleri sürmektedir.), Ulupınar Değirmeni (Yedi Ocaklı Değirmen)/Abdipaşa -Ulupınar Mahallesi.

Höyükler: Mirzaşah Höyüğü (Ağa Köyü- Mirzaşah Mahallesi, Karahasan Höyüğü (Karahasan Köyü), Kırktepeler Höyüğü (Abdipaşa Kırktepeler mevkii.

Kastamonu – Bartın Küre Dağları Milli Parkı.

Karadeniz Bölgesi’nin batı bölümünde, Küre Dağları üzerinde yer alan Milli Park; Kastamonu ve Bartın illerinde, % 40’ı Bartın sınırları içinde olmak üzere “Tampon Zon”la birlikte toplam 117.787 ha. Alanı kapsamaktadır. 37.000 ha.lık bölümü yerleşim ve kullanıma açılmamış bakir alanlardır.





POLEN VE ASTIM

Uzmanlar bahar aylarının başlaması ile birlikte havada uçuşan polenlerin arttığını, bu nedenle alerjisi olan kişilerin solunum yollarında rahatsızlık duyduğunda astım şüphesiyle doktora başvurmasını istedi.

Nuh Naci Yazgan Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Hüseyin Biraderoğlu, başta polen olmak üzere ev tozu akarları, küf mantarları, çeşitli gıdalar, kedi-köpek tüyü, hamam böceği ve bazı kimyasal maddelerin alerjik bünyeli kişilerde etkili olduğunu söyledi.

Alerjisi olan kişilerin özellikle bahar aylarında nefes darlığı, hırıltılı solunum, sürekli ve inatçı öksürük, balgam, göğüste sıkışma hissi olması durumunda astımdan şüphelenmesi ve uzman doktorlara başvurması gerektiğinin altını çizen Biraderoğlu, şöyle dedi:

“Polen alerjisine bağlı olarak gelişen hastalıkların ve özellikle alerjik astımın tanısında kullanılan, kişinin hangi maddeye karşı alerjisi olduğunu tespit eden alerji testi ve astım ve KOAH teşhisinde kullanılan solunum fonksiyon testi gibi testler göğüs hastalıkları hastanesinde yapılmaktadır. Bu mevsimde alerjisi olan kişilerin polenlerin havadaki yoğunluğuna bağlı olarak belirli saatlerde dışarı çıkıp, geldiklerinde palto ceket ve elbiselerini silkelemesi gerekmektedir.”





Yüz ve doku naklinde masraflar SGK’dan

Yüz ve doku naklinde masraflar SGK’dan

Ulusal Organ ve Doku Koordinasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Sağlık Bakanlığı kol, yüz ve doku naklinin önünü açan Kompozit Doku Nakli Yönergesi’ni onayladığını bildirdi.

Süleymanlar, yönerge ile daha önce özel izinli yapılan nakillerin bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacağını belirtti.

Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü ve Ulusal Organ ve Doku Koordinasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl Ekim ayında Sağlık Bakanlığı’nın özel izniyle gerçekleştirilen kol naklinin önünü açan Kompozit Doku Nakli Yönergesi’nin onaylandığını söyledi.

Kol, yüz, bacak, iç organlar, el gibi uzuvların naklinin önünü açan ve yapılan bu nakillerin bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmesini sağlayacak yönergenin, Bakan Akdağ’ın onayından çıktığını ifade eden Süleymanlar, şunları kaydetti:

“Sağlık Bakanlığı, yüz ve kol naklinin önünü açan kompozit doku nakli yönergesini onayladı. Bu şekilde önemli bir mevzuat eksiliği de giderilmiş oldu. Bundan sonra daha fazla insanımıza bu tedaviyi ulaştırma imkanımız olacak. Bu keyifli ve mutlu haberi sizinle paylaşmaktan mutlu oluyorum. Yönergede kol, el, bacak, yüz, iç organlarının naklinin önü açılıyor, bu, nakilde önemli bir kilometre taşıdır. Dünyada da bu konuda pek çok ülkeden ilerideyiz. Bu konuda
mevzuatı olan ülke sayısı parmakla sayılabilecek kadar az diyebiliriz. Bu bizim bu konuya ne kadar önem verdiğimizin göstergesi.”

Özel izne gerek kalmadı

Artık özel izne gerek kalmadan kol, yüz gibi nakillerin rahatlıkla yapılabileceğini bildiren Prof. Dr. Süleymanlar, “Artık bu tedavinin yolu açılmış oluyor. Artık özel müsaadeye gerek kalmadan yönerge çerçevesinde, koşullarını, altyapısını, sağlamış hastanelerde, bilimsel yeterliliği kanıtlanmış arkadaşlar tarafından bu ameliyatlar yapılabilecek. Bunun da bedeli sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmış olabilecek. Mevzuat olmadığı için bizim üniversitemizde yapılan ilk çift kol naklinin masrafı Akdeniz Üniversitesi tarafından karşılanmıştı” diye konuştu.

Yönergenin sadece kol naklini değil, bacak, yüz ve iç organları da kapsadığını vurgulayan Süleymanlar, “Bu konuda yolu açtık. Çok sayıda insana, sakat ve kısıtlı olan insana mevzuat yönünde tedavi uygulanabilecek. Bu nakil de önemli bir kilometre taşıdır. Bu müjdeyi verirken bu konunun mimarlarına, Ömer Özkan hoca başta olmak üzere teşekkür etmek istiyorum” dedi.

Nakil masraflarını SGK karşılayacak

Ekim ayında Türkiye’de ilk kez yapılan çift kol naklinin dünya gündemine düştüğünü, özel izinle yapılan ameliyatın bu konudaki mevzuat eksikliğini de gündeme getirdiğini kaydeden Süleymanlar, Sağlık Bakanlığı’nda, hızlı bir çalışma ile birkaç hafta sonra bilim kurulu oluşturularak çalışma başlatıldığını, bu yapılırken de konunun bilimsel, hukuksal, etik ve psikolojik yönünün değerlendirilerek taslağın hazırlandığını söyledi.

Yönerge olmadan bu ameliyatların ödemesinin sosyal güvenlik kuruluşu tarafından yapılamadığını vurgulayan Süleymanlar, “Yönerge olmadan bunun ödemesi de olmuyordu, bunlar çok maliyetli tedaviler” dedi.

Çift kol nakli yapılan Cihan Topal’ın elini çok iyi kullanır halde olduğunu belirten Süleymanlar, şu bilgileri verdi:

“Diğer vakalardan daha ileri bir gelişme gösterdiğini gördük. Belli ağırlıktaki objeyi rahatlıkla tutabiliyor. Bu bizi umutlandırdı, diğer çalışmalar için bu motivasyon yaratıyor. Dünyadaki diğer örneklerinden daha güzel gelişme gösterdi.”





Nasreddin Hoca

Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.
Sivrihisar’ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237′de Akşehir’e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.
Nasreddin Hoca’nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Katı kurallar karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca’nın diliyle kendi sesini duyurur.
Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur’la ilgili “hamam, Timur ve peştemal” gülmecesi de, Timur’dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca’yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.
Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir . Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, “eşek evde yok” deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün “işte eşek ahırda” diye diretmesi karşısında, Hocanın “eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi” demesidir.
“Fincancı Katırları”, “Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim” başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan “Ye Kürküm Ye” gülmecesi, Hoca’nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.
Nasreddin Hoca’nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, “İncili Çavuş”, “Bekri Mustafa”, “Bektaşi” gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Yönetim hatalarına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.
*Bilgiler kultur.gov.tr web sitesinden alinmistir.